GÖRÜŞ - İran savaşında kazananlar ve kaybedenler kimler?

13-04-2026
Omer Ahmed
Etiketler İran ABD Savaş Ekonomi
A+ A-

ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaşın ilk anlarının üzerinden yaklaşık bir buçuk ay geçti. Hürmüz Boğazı’ndaki sessizlik, modern tarihin "en pahalı sessizliği" haline geldi. Savaş öncesine kadar dünya ekonomisinin şah damarı olan bu boğazdan, günde 14 dev petrol tankeri geçiyor; 20 milyon varil petrol ve küresel sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) ihtiyacının yüzde 20’si buradan tüketicilere ulaşıyordu.

Bugün ise Hürmüz Boğazı; İran, ABD ve İsrail arasındaki savaşın ana meydanına dönüşmüş durumda. Boğazı düne kadar İran kapalı tutuyordu, bugünden itibaren ise kontrol ABD’ye geçti.

Donald Trump, İran limanlarından çıkan ve bu limanlara giden tüm gemileri engelleme kararı aldı. İran Devrim Muhafızları bu hamleyi "ateşkesin ihlali" olarak nitelendirerek ABD savaş gemilerini tehdit etti. Bu yeni gerilim, pratikte hiçbir petrol veya ticari geminin Hürmüz Boğazı’na yaklaşmaya cesaret edememesine yol açtı.

Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) son raporuna göre bu durum, piyasadaki sıradan bir dalgalanma değil; tarihin en büyük enerji arzı şoku. Öyle ki, günde 5 milyon varil petrolün piyasadan silindiği 1973 krizinden bile daha şiddetli. Şubat ayında ortalama 74 dolar olan Brent petrolün varil fiyatı 141 dolara kadar çıktı ve şu an 110 doların üzerinde işlem görüyor.

Goldman Sachs’tan bir analist durumu şu sözlerle özetliyor:

 "Bu artık bir fiyat artışı aşamasını geçti; dünya enerjisinin beşte biri bir anda piyasadan yok olduğunda, sadece fiyatlar değişmez, devletlerin işleyişine dair fiziksel yasalar yeniden yazılır."

Çin: Krizden hükümranlığa

Dünyanın en büyük petrol ithalatçısı olan Çin için bu savaş, doğrudan bir ulusal bekâ sınavı niteliğinde. Deniz trafiği izleme kuruluşu Kpler’in verilerine göre Çin, 2026 başında İran’dan günde 1,4 milyon varil petrol ithal ediyordu (toplam ithalatının yüzde 13’ü). Savaşla birlikte bu akış tamamen durdu. Dahası; Çin’in Suudi Arabistan, Irak ve BAE’den gelen ve toplam ithalatının yüzde 42’sini (günlük 4,9 milyon varil) oluşturan petrol sevkiyatı da Hürmüz Boğazı’ndaki kördüğüm nedeniyle mahsur kalmış durumda.

Buna rağmen Pekin’in tepkisi, stratejik bir dayanıklılık örneği sergiliyor. Goldman Sachs ekonomistleri, enerji şokunun Çin’deki enflasyonu yüzde 3,1’e çıkardığı ve 2026 büyümesinden yüzde 1,2 götüreceği konusunda hemfikir. Ancak dikkat çekici olan, Pekin’in bu krizi yeşil ve yenilenebilir enerji piyasasında dev bir sıçrama yapmak için fırsata çevirmesidir.

 Sadece geçtiğimiz ay, Çin’in elektrikli ve hibrit araç ihracatı iki katından fazla artarak 349 bin adetle rekor kırdı. Küresel yakıt fiyatları uçarken Çin, batarya üretimindeki yüzde 60’lık payını "yeni petrol" olarak konumlandırıyor.

Diğer yandan 1,4 milyar varillik devasa stratejik rezervine güvenen ülke, Katar gazına alternatif olarak Rusya ile "Sibirya’nın Gücü-2" boru hattı görüşmelerini hızlandırdı. Çin, sadece krizi yönetmekle kalmıyor, fosil yakıtlı motorları devre dışı bırakacak bir dönüşümü içeride tetikliyor.

Bölgesel yıkım: Körfez ülkeleri   

Dünya, New York borsasındaki ekranlardan fiyatları izlerken, savaşın gerçek bedelini Körfez ülkeleri ödüyor. Oxford Economics, Körfez İşbirliği Konseyi (GCC) ülkeleri için büyüme tahminlerini düşürerek ekonomilerinin bu yıl yüzde 0,2 oranında küçüleceğini öngörüyor. Ras Laffan sahası kapanmadan önce Çin’in gaz ihtiyacının yüzde 28’ini karşılayan Katar için durum bir varlık-yokluk meselesine dönüştü.

Riyad ve Dubai’de temel gıda fiyatları yüzde 120 arttı; çünkü bu ülkeler gıdalarının yüzde 80’ini Hürmüz Boğazı üzerinden alıyordu. Boğazın kapanması, onları devasa bütçeli hava kargo köprüleri kurmaya mecbur bıraktı.

İran içerisinde ise "direniş" sloganları, acı bir gerçeği örtemiyor: Ekonomik çöküş. Uydu görüntüleri ve ekonomik modellere göre, ABD ve İsrail’in nokta atışı saldırıları nedeniyle İran’ın sanayi kapasitesinin yüzde 66’sı devre dışı kaldı.

 İran sanayisinin gururu sayılan Mübareke Çelik Fabrikası durdu. Ülke genelinde enflasyon yüzde 100’ü aşarak orta sınıfın tüm birikimini yuttu. Boğazın kapatılması küresel piyasayı sarsmış olabilir ancak İran ekonomisinin kalbini durma noktasına getirdi.

Avrupa: Sanayi göçü ve savunma kârı

Rus gazından vazgeçmenin yaralarını saramamış olan Avrupa, şimdi Katar gazının da kesilmesiyle doğalgaz fiyatlarında altı haftada yüzde 180’lik bir artışla karşılaştı. Avrupa’nın sanayi motoru Almanya’da, BASF gibi dev kimya şirketleri, enerji maliyetlerinin Avrupa’ya göre yüzde 400 daha ucuz olduğu Kuzey Amerika’ya taşınmayı planlıyor.

Öte yandan savaş, Avrupa savunma sektörüne "acı bir kâr" sağladı. Rheinmetall ve BAE Systems hisseleri yüzde 22 değer kazandı. Savaş Avrupa’yı savunma bütçelerini artırmaya zorlarken, bu durumun Euro bölgesi büyümesinden yıllık yüzde 0,9 oranında kayba yol açacağı tahmin ediliyor.

Güney Asya: Görünmez kurbanlar  

Savaşla hiçbir doğrudan bağı olmayan Güney Asya, en büyük zararı gören bölge oldu. Petrolünün yüzde 85’ini dışarıdan alan Hindistan’da, dış ticaret açığı tehlikeli boyutlara ulaştı. Hindistan Merkez Bankası, sadece 40 günlük sürede rupinin değerini korumak için rezervlerinden 25 milyar dolar harcadı. Pakistan ve Bangladeş’te ise durum daha vahim: Katar gazı kesildiği için günde 12 saati bulan elektrik kesintileri yaşanıyor.

 Sanayi üretimi yüzde 30 düştü ve kitlesel işten çıkarmalar başladı. Bu bölgede İran savaşı artık sadece bir akaryakıt fiyatı değil, bir toplumsal istikrar meselesidir.    

Savaşın mutlak kazananı: Rusya  

Savaş cephelerinden binlerce kilometre uzaktaki bu trajedinin asıl kazananı Moskova’da oturuyor. Petrol piyasasının tamamen çökmesini önlemek isteyen ABD Hazine Bakanlığı, pragmatik bir kararla Rus petrolü üzerindeki ambargoları gevşetti.

Körfez petrolünün boşluğunu, yaptırımlardan korkmayan Rus "gölge filoları" doldurdu. Rusya, bu sayede her iki haftada bir fazladan 6 milyar euro gelir elde ediyor.   

ABD: "Kayaç petrolü kalkanı" ve stratejik kazanım      

Amerikalılar galon başına 5,50 dolara çıkan benzin fiyatları nedeniyle öfkeli olsa da, ABD’nin "kayaç petrolü kalkanı" (shale oil) ülkeyi jeopolitik bir kuşatmadan koruyor. ABD’li dev petrol şirketleri bu yılın ilk çeyreğinde kârlarını 2,9 milyar dolar artırdı. Başkan Trump, fiyatların yıl sonuna kadar yüksek kalacağını söylese de, ABD uzun vadede bu savaşın ana kazananı. İlk kez ABD LNG’si, Japonya ekonomisini ayakta tutan ana direk haline geldi. Japonya’nın geçen ay sonunda ABD ile imzaladığı 73 milyar dolarlık dev anlaşma, ülkenin Ortadoğu’ya olan yüzde 90’lık bağımlılığını hafifletirken, ABD’nin küresel enerji piyasasındaki hâkimiyetini perçinledi.  

(Yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Rûdaw Medya Grubu'nun kurumsal bakış açısıyla örtüşebilir ya da örtüşmeyebilir.)

 

Yorumlar

Misafir olarak yorum yazın ya da daha etkili bir deneyim için oturum açın

Yorum yazın

Gerekli
Gerekli