Suriye: Bölünmeye doğru adım adım

7 saat önce
Rûdaw
Etiketler Doç Dr. İkbal Dürre Suriye Kuzey ve Doğu Suriye
A+ A-

Doç. Dr. İkbal Dürre

Suriye, etnik ve mezhepsel fay hatları boyunca yeniden şekillenirken, merkezi devlet modeli hızla anlamını yitiriyor. Yaşananlar geçici değil, kalıcı bir kırılmaya işaret ediyor.

Suriye, demografik olarak (etnik ve mezhepsel) kendi sınırları içinde, hem de merkezi hükümetin kendi eliyle, coğrafi bir bölünmeye doğru sürükleniyor.

Yine Mayakovski’nin o meşhur şiiri geldi aklıma:

“Eğer yıldızlar parlıyorsa,

demek ki böyle olması birisine lazım,

demek ki birisi böyle olmasını istiyor.”

Bu anlamda, teşbihte hata olmaz derler; Şara, filmlerde olur ya hani, zorla biraz sonra içine gireceği kendi mezarını kazdırılmaya zorlanan bir “film kahramanını” andırıyor bana.

Sanki kendisine adım adım Suriye’yi böldürmeye hazırlatıyorlar.

Tabii ki bu, ilk bakışta bir komplo teorisi gibi geliyor.

Ama diğer taraftan sahadaki gelişmelere baktığınızda, daha önceki rejim tarafından tam tersi bir şekilde, azınlıkların “Araplaştırma politikası” ile yoğun yaşadıkları bölgelerden sürülerek asimilasyon sürecini hızlandırmaya yönelik bir siyaset izlenirken; bugün bunun tam tersine, bütün etnik ve mezhepsel azınlıkların tarihsel olarak yoğun yaşadıkları bölgelere doğru yönlendirilmesine dayalı bir siyasetin güdüldüğü izlenimi veren bir durum var.

Coğrafya etnik anlamda ne kadar kategorize olursa, duruma göre federasyon ya da konfederasyon, hatta son tercih olarak bölünme, o kadar rahat ve kolay olur.

Bu mantığa uymayan önemli bir nokta ise Fırat’ın batısında olup da tarihsel olarak Kürtlerin yoğun yaşadığı bölgeler. Afrin bunun en net örneği.

Buraların kaderinin ne olacağı ciddi bir soru. Bu sorunun net bir cevabı şimdilik yok. Bazı “değiş tokuş” ihtimalleri akla gelmiyor değil tabii ama sonuçta anlaşılan, bunun Türkiye’nin kırmızı çizgisi olduğu.

Şimdilik.

Tabii ki bu süreç, hiçbir Kürt’ün Halep’te ya da Arapların yoğun olarak yaşadığı bir şehirde; ya da Kürtlerin yoğun yaşadığı şehirlerde Arapların veya diğer etnik unsurların yaşamayacağı şeklinde anlaşılmamalı.

Demek istediğim, genel anlamda gidişatın bu yönde olduğu.

Bu denklemde petrol bölgelerinin, su kaynaklarının ve verimli toprakların “paylaşımı”, ülkenin geleceği için şu aşamada en rasyonel varyasyon gibi görünen adem-i merkeziyetçi bir idari yapıda bile ciddi bir pazarlık konusu olacak. Şu anda yapılan müzakerelerin önemli bir ayağı da bu zaten. Sistem daha esnek idari yapılara dönüşme yoluna girerse, işin doğası gereği bu “pazarlıklar” da o ölçüde sertleşir.

Ama şu kesin: Özellikle hem Süveyda’da hem Lazkiye’de hem de en son Halep’te yaşananlardan sonra; İsrail’in de bölgedeki konuşlanmasını göz önüne aldığımızda, hâlâ merkezi yönetim tarzına sahip bir Suriye olabileceğini düşünenler bence ciddi şekilde yanılıyorlar. Bu, pek mümkün görünmüyor.

Ya da başka bir deyişle, bu beklenti hiç bitmeyecek iç savaşların önünü açmaktan başka bir işe yaramaz. Tabii ki bundan medet umanlar varsa, onu bilemem.

Bu yazdığım “senaryo”, İran’da yaşanacaklarla doğrudan bağlantılı.

Eğer İran’da rejim direnirse, Suriye’deki süreç de o oranda belirsizliğini korur.

Çünkü İran’daki gelişmeler hem Türkiye’nin hem Irak’ın, bölgenin geneline dair yaklaşımlarını ve politikalarını yeniden ele almalarını gerektirecek sonuçlar doğuracaktır.

Bizi nasıl bir İran bekliyor sorusunun cevabında, aynı zamanda bizi nasıl bir Ortadoğu bekliyor sorusunun cevabı da gizli.

Son olarak, her şeyin kötüye gittiği düşünülen durumlarda iyimserliği korumak için kullanılan bir Rus atasözüyle bitireyim:

“Şeytan, hakkında anlatılanlar kadar kötü olmayabilir.”

Yorumlar

Misafir olarak yorum yazın ya da daha etkili bir deneyim için oturum açın

Yorum yazın

Gerekli
Gerekli
 

Son paylaşılanlar

Foto: Rûdaw Araştırmalar Merkezi Direktörü Ziryan Rojhılati

Savaşın ve ekonomik şokun artçı etkileri; İran'daki gösterilerin farklı boyutları

2025'in sonları ve 2026'nın başlarından itibaren İran, son 46 yılının en kritik dönemeçlerinden birine girmiş durumda. Ülkenin 27 eyaletinde 250 noktaya yayılan yeni bir protesto dalgası baş gösterdi. Her ne kadar katılımcı sayısı öncekilere kıyasla daha az olsa da, yayılma hızı dikkat çekici boyutlarda