Ateşkes süresinin uzatılması ve İran’ın Hürmüz Boğazı’nı gemi trafiğine açmaya yönelik belirsiz açıklamaları, petrol ve gaz piyasalarında umutları artırarak fiyatların yaklaşık yüzde 10 düşmesine yol açtı.
Ancak Donald Trump’ın petrol tankerlerine yönelik ablukayı sürdüreceğini açıklaması, İran’ı ya uzlaşmaya gitmek ya da kısa sürede petrol sahalarını kapatmak gibi kritik bir yol ayrımıyla karşı karşıya bıraktı. Bunun temel nedeni, Hürmüz Boğazı üzerinden ihracat kapasitesinin daralması ve depolama alanlarının dolma noktasına gelmesidir.
Bu durum, İran’ın 28 Şubat sonrası ABD ve İsrail ile yaşadığı savaş sürecinde Hürmüz Boğazı’nı kapatarak Körfez ülkeleri ve Irak üzerinde yarattığı etkinin benzerini yansıtmaktadır. Söz konusu süreçte, bu ülkelerin üretim ve ihracatlarında farklı oranlarda yüzde 60’a varan düşüşler yaşanmıştı.
İran’ın 39 gün süren savaşının etkileri, özellikle Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalmasıyla birlikte her geçen gün daha belirgin hale gelmektedir. Uluslararası Para Fonu (IMF) da son Dünya Ekonomik Görünümü raporunda, boğazdaki gelişmelerin küresel ekonomide yavaşlama ve enflasyon artışı riskini artırdığına dikkat çekmektedir.
IMF raporuna göre, Irak gibi gelişmekte olan ülkeler, savaşın etkileri ve Hürmüz Boğazı’ndaki belirsizliğin sürmesi nedeniyle İngiltere gibi gelişmiş ülkelere kıyasla yaklaşık iki kat daha fazla etkileniyor.
Bu durumun uzaması halinde, söz konusu ülkelerin gelir kaybı, artan borç yükü ve para politikası istikrarsızlığıyla karşı karşıya kalacağı öngörülüyor.
Donald Trump’ın kararı ve ABD gemilerinin Körfez’e ulaşmasına kadar Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiği büyük ölçüde İran’ın kontrolündeydi. İran, bu süreçte gemilerin geçişine izin verip vermeme konusunda belirleyici rol oynadı ve savaş öncesine kıyasla daha yüksek fiyatlarla günlük yaklaşık 1,85 milyon varil petrol ihraç edebildi.
Ancak 13 Nisan akşam saatlerinden itibaren ABD’nin de deniz trafiği üzerinde kontrol sağlamasıyla birlikte tablo daha karmaşık bir hal aldı. Bu gelişme, Hürmüz Boğazı ve Babülmendep üzerinden geçişlerin hangi tarafın onayına bağlı olacağına dair belirsizlikleri artırdı.
Hürmüz Boğazı ve İran’ın petrol ihracatı
Kepler verilerine göre, savaş süresince Hürmüz Boğazı üzerinden petrol akışı devam etti. Bu durum, İran’ın “Hürmüz Boğazı ya herkes için bir barış ve kalkınma yolu olacak ya da savaşın getirdiği bir çıkmaz” yönündeki söylemleriyle çelişen bir tablo ortaya koydu. Nitekim İran’ın günlük petrol ihracatı savaş sürecinde 1,85 milyon varile ulaşırken, savaş öncesinde bu rakam 1,75 milyon varil seviyesindeydi. Böylece, savaş döneminde günlük ihracatın yaklaşık 100 bin varil arttığı görüldü.
Ayrıca, son saatlerde Hürmüz Boğazı’nda gemi trafiğinin devam edip etmediği de netlik kazanmış değil. Reuters’ın aktardığına göre bazı gemilerin radar sistemlerini değiştirerek geçiş yaptığı belirtiliyor.
Hürmüz Boğazı’nın tamamen kapalı kalmasının sürmesi halinde, petrol depolarının 10 ila 15 gün içinde dolması İran’ı petrol kuyularını kapatmaya ve farklı sahalarda üretimi azaltmaya zorlayabilir.
Zira ABD müdahalesi öncesinde İran, günlük yaklaşık 3,1 milyon varil petrol üretirken bunun 1,8 milyon varilini ihraç ediyordu.
Mevcut durumun devam etmesi halinde İran’ın da savaş süresince Irak ve Körfez ülkelerinin yaşadığı kayıplara benzer zararlarla karşı karşıya kalacağı değerlendiriliyor. Hürmüz Boğazı üzerinden yapılan petrol ihracatının günlük yaklaşık 150 milyon dolar gelir sağladığı dikkate alındığında, boğazın kapalı kalmasının toplam zararı 9 milyar dolara kadar çıkarabileceği ifade ediliyor.
Savaş sürecinde dikkat çeken bir diğer gelişme ise Brent petrol ile İran petrolü arasındaki fiyat farkının daralması oldu. Savaş öncesinde İran petrolü Brent’e kıyasla varil başına 10 ila 15 dolar daha düşük fiyattan satılırken, ABD muafiyetleri ve yaptırımların gevşetilmesiyle bu fark 2 ila 3 dolara kadar geriledi.
İran’ın petrol üretimi ve sahaları
İran’ın toplam 145 petrol ve gaz sahası bulunuyor. Bunların 102’si petrol, 43’ü ise gaz sahası olup büyük bölümü ülkenin güneybatısındaki Zagros Dağları bölgesinde yer alıyor. Petrol üretimi yapılan sahaların sayısı ise 78 olarak kaydediliyor.
Gachsaran, Ahvaz, Marun, Agajari, Bibi Hakimeh, Karanj, Rag Sefid, Darkhovin, Batı Karun, Forouzan, Abuzar ve Dorood-Kharg, İran’ın en büyük 12 petrol sahası arasında yer alıyor. Bu sahalardan Ahvaz, dünyanın en büyük üçüncü petrol sahası olarak öne çıkıyor. 1958’de keşfedilen sahada yaklaşık 65 milyar varil kanıtlanmış rezerv bulunuyor ve günlük üretim son yıllarda 700 bin ila 800 bin varil seviyesinde seyrediyor.
Tarihsel üretim dalgalanmaları
İran petrol endüstrisi tarihsel olarak önemli dalgalanmalar yaşadı. Üretimin en yüksek seviyeye ulaştığı dönem, günlük 5 milyon varilin üzerine çıktığı 1960–1970 yılları oldu. Buna karşılık, 1980–1990 döneminde üretim günlük 2 milyon 154 bin varile kadar gerileyerek en düşük seviyelerden birine indi.
ABD, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği yaptırımlarının etkili olduğu son yıllarda ise İran’ın günlük üretimi 3,6 milyon ile 4,1 milyon varil arasında değişti. Ancak 2018’de 4,7 milyon varil olan üretim, 2020’de pandemi ve yaptırımların etkisiyle 2,2 milyon varile kadar düştü.
Mart 2021’den Haziran 2025’e kadar üretim ve ihracatta yeniden artış eğilimi gözlenirken, 12 günlük savaş sırasında üretim tekrar 2,2 milyon varile geriledi.
2026 yılının başında ise savaş öncesi dönemde üretim yaklaşık 3,1 milyon varil seviyesinde bulunuyor ve bunun yaklaşık 1,85 milyon varili, büyük ölçüde Çin’e olmak üzere ihraç ediliyordu.
Grafik 1: İran'ın petrol üretimi 2018 - şubat 2026
İran Petrolü Çin'e ihraç etti ve parasını dolar olarak BAE'den aldı
2018’den 2026’ya kadar İran’ın ihraç ettiği petrolün yaklaşık yüzde 80 ila yüzde 97’si Çin’e yöneldi. İhracat miktarı, koronavirüs döneminde günlük yaklaşık 500 bin varile kadar gerilerken, 39 günlük savaş sürecinde yaklaşık 2 milyon varile kadar yükseldi.
Ancak dikkat çeken en önemli unsur, petrol gelirlerinin büyük ölçüde Çin yerine Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) üzerinden İran’a aktarılması oldu.
Bu 9 yıllık süreçte İran’ın günlük petrol üretimi ortalama 4,7 milyon varilden 3,1 milyon varil seviyesine gerilerken, ihracat miktarında özellikle Çin’e yönelik artış kaydedildi.
Grafik 2: 2018-2026 döneminde üretim ve Çin'e yapılan ihracat oranı

2022 yılı, günlük 992 bin varil ile ihracatın en düşük seviyeye indiği yıl olarak öne çıktı. Buna karşın 2026’nın ilk aylarında ihracat yeniden yükselerek günlük 1,85 milyon varil seviyesine ulaştı.
2025 yılı bu yapının en dikkat çekici örneklerinden biri oldu. İran’ın günlük yaklaşık 1,75 milyon varil olan ihracatının 1,5 milyon varili Çin’e giderken, ABD Enerji Bilgi İdaresi (EIA) verilerine göre aynı yıl petrol gelirlerinin 4,4 milyar dolarlık kısmı BAE üzerinden, yalnızca 721 milyon dolarlık kısmı ise Çin üzerinden İran’a aktarıldı.
Bu süreçte petrolün BAE’deki aracılar üzerinden satıldığı ve ardından Çin’e yönlendirildiği belirtiliyor.
Petrol arzındaki olası azalmaların küresel piyasaları daha da zorlayacağı değerlendiriliyor. Hürmüz Boğazı kaynaklı kesintilerin dünya petrol arzında 9 ila 11 milyon varillik bir düşüşe yol açtığı iddia edilirken, ABD kontrolü altında yaşanabilecek ek kısıtlamaların bu etkileri daha da artırarak fiyatları yukarı çekebileceği ifade ediliyor.
- İran petrolünün ilk 5 alıcısı

Hürmüz Boğazı’ndaki belirsizliğin devam etmesi halinde, enerjiye bağımlı ülkelerde maliyetlerin artması ve petrol gelirine dayalı ekonomilerde gelir kayıplarının büyümesi bekleniyor. Bu durumun küresel finans piyasalarında 2008 krizine benzer bir istikrarsızlık riskini artırabileceği değerlendiriliyor.
Sonuç olarak İran’ın sahip olduğu geniş petrol ve gaz rezervleri ile üretim altyapısına rağmen, enerji piyasasında kilit bir aktör olarak kalmasının, boğazları kapatma tehdidinden ziyade istikrar sağlayıcı bir rol üstlenmesine bağlı olduğu ifade ediliyor.
(Yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Rûdaw Medya Grubu'nun kurumsal bakış açısıyla örtüşebilir ya da örtüşmeyebilir.)
Yorumlar
Misafir olarak yorum yazın ya da daha etkili bir deneyim için oturum açın
Yorum yazın