Alaa'yı kim katletti?

7 saat önce
Roni Aydın Dere
Etiketler Alaa Emin Rojava Mazlum Abdi taziye çadırı
A+ A-

İsveç vatandaşı, Kamişlo’ya nişanlısıyla evlenmeye gelen genç Alaa Emin, 20 Ekim 2025’te gece yarısı YPG Asayiş güçleri tarafından evinden gözaltına alınıyor. Aylar süren zorla kaybetme sürecinin ardından, Mart 2026 başında çürümeye yüz tutmuş bedeni ailesine teslim edildi.

Bağımsız tıbbi inceleme ve aile açıklamalarına göre bedende kaburga kırıkları, kafatası ve burun kırıkları, yüzde ve sırtta ağır darp izleri, ayaklarda yanıklar gibi sistematik işkenceye işaret eden çok sayıda iz tespit edildi. Ölümün yaklaşık iki ay önce (Ocak 2026 başı) gerçekleştiği, ancak bedenin bu süre boyunca saklandığı anlaşılıyor.

Aile, oğullarının anısına taziye çadırı kurdu. Ancak kısa süre sonra bu taziye çadırı da hedef alınarak yakıldı.

Bu olay, sıradan bir cinayet veya bireysel bir intikam eylemi değil; çok daha derin ve karanlık bir mantığın ürünüdür. Öncelikle sistematik işkenceyle öldürmek: Kişiyi basitçe ortadan kaldırmak yetmiyor; önce uzun süreli, kasıtlı acı çektirilerek fiziksel ve ruhsal olarak yok ediliyor. Bu, sadece bedeni değil, onuru da imha etmeyi amaçlıyor.

Sonra cenazeyi teslim edip “yas tutabilirsiniz” yanılsaması yaratmak: Aileye bedeni vererek sanki süreç “normal” bir hukuki prosedürle tamamlanmış gibi gösteriliyor.

Ardından yas mekânını yakmak: Taziye çadırının ateşe verilmesi, “Yas tutma hakkınız bile yok; sizi bir arada tutan her şeyi, kolektif acınızı, dayanışmanızı, toplumsal hafızanızı ve ulusal bilincinizi yok edeceğiz” mesajıdır. Bu, kırılgan bir topluluğa yönelik psikolojik harp ve terör yöntemidir; bireyi ve toplumu yalnızlaştırmak, umutsuzluğa sürüklemek, direnci kırmak için tasarlanmış zincirleme bir vahşettir.

Ne acı bir çelişkidir ki, bu tür uygulamaları yapan veya koruyan yapılar, 2014-2019 arası IŞİD’e karşı binlerce evladını feda eden, 600 km’lik derinlikte toprakları 6 saatte terk edip arkasında binlerce şehit ve 2000’den fazla esir bırakan aynı zihniyetin uzantılarıdır.

Sonrasında kameralar önünde gülümseyerek “Şam’la entegrasyon”dan bahsederken, “Madem entegre oluyordun, neden 20 binden fazla gencin annesini ağlattın, neden bu halkın evlatlarını katlettirdin?” sorusu cevapsız kalıyor.

Bu olgu, psikoloji literatüründe genellikle “saldırganla özdeşleşme” veya “travmatik bağlanma” kavramlarıyla açıklanır. İşkence mağdurları, yaşadıkları yoğun travma nedeniyle hayatta kalma mekanizması olarak saldırganın davranışlarını içselleştirebilir ve sonradan benzer rollere geçebilir. Bu, döngüsel bir şiddet mekanizması olarak yorumlanır; mağdur, güçsüzlük hissini aşmak için gücü eline aldığında travmasını tekrarlayarak “kontrol” sağlamaya çalışır. Kuşkusuz söyleyecek çok şey var, fakat Kürt’ün Kürt’e işkencesi tarifi zor bir trajedidir.

Türkiye’nin yakın tarihinde, özellikle 1990’lı yıllarda Kürtlere karşı görülen faili meçhul cinayetler, köy yakmalar ve toplu mezarlar bu coğrafyadaki yansımalarıdır.

Binlerce cezasız vahşet toplumda derin travmalar yarattı. Bu vahşetleri kimlerin neden yaptığı ve neden hâlâ cezasız kaldığı sorusu hâlâ cevaplandırılmasa da bir yerde nedenselliklerini anlıyoruz. Fakat Kürt’ün Kürt’e yapması insana dehşet verici bir üzüntü ve ürküntü veriyor.

Başka söze gerek yok. Mazlum Abdi’nin açıklaması ise trajediyi katmerleştiriyor: “Genç Alaa, Özerk Yönetim’e bağlı bir güvenlik birimi tarafından gözaltına alınmıştı; bu süre zarfında hayatını kaybetmişti.” Sonra öğreniyoruz ki bazı kaynaklara göre gözaltında katledilenlerin sayısı yüzü aşkındır.

Olayın tüm ayrıntılarını aydınlatmak üzere tarafsız bir soruşturma komisyonu oluşturulmuştur. Asayiş yetkililerinin “Yemin etmiştik” demesi ve işkenceyle öldürmeyi “hayatını kaybetti” diye geçiştirmesi ayrı bir insanlık ayıbıdır. “Hayatını kaybetti” ifadesi, kasıtlı infazı örtbas etmek için kullanılan soğuk, steril bir örgütsel yalandır.

Bu olay, sadece bir gencin değil; bir halkın onurunun, acısının ve geleceğinin sistematik aşağılanmasıdır. Kürtler bu çağda hukuksuz yaşayamaz. Bu tür cinayetler için hesap sorulmadığı sürece bu örgütlü kötülük bitmeyecektir.

(Yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Rûdaw Medya Grubu'nun kurumsal bakış açısıyla örtüşebilir ya da örtüşmeyebilir.)

Yorumlar

Misafir olarak yorum yazın ya da daha etkili bir deneyim için oturum açın

Yorum yazın

Gerekli
Gerekli