ABD-İran çekişmesi ve olası senaryolar

16-01-2020
Dilawer Alaaddin
Etiketler Dilawer Alaaddin ABD İran Irak Trump Donald Trump
A+ A-

Eski İngiltere Başbakanı Harold Wilson şöyle bir lafı var, “Siyasette bir hafta çok uzun bir süredir”. Ancak Irak ve Ortadoğu’da bu hafta çok daha uzundur. Geçtiğimiz haftayı buna örnek verebiliriz. Bölgemizde birkaç makine var dolayısıyla 2020’de dönüm noktası olacak olaylar ve krizler ortaya çıkabilir. Olayları öngörmek için 3 başkenti takip etmemiz yeterli. Bağdat, Tahran ve Washington yöneticilerinin karar psikolojisine baktığımızda büyük değişim geçirdiklerini göreceğiz.

Irak

Şu andan itibaren, belirsiz bir zaman kadar göstericiler ile hükümet arasında Bağdat ve diğer kentlerde çekişmeler devam edecektir. Irak’ta hükümetin kurulması da yine sorunlarla dolu olacaktır. Adil Abdülmehdi başkanlığındaki hükümet kabinesinin seçim zamanına dek ve yeni hükümetin kurulmasına kadar görevinde kalması yönünde bir niyet var. Bu yıl ya farklı bir grupla ya da mevcut kabine ile başbakan olarak görevine devam edecek. Her ne kadar bu düşünce kamuoyu tarafından kabul görmese de Şii iktidar sokağın sesine kulak asmıyor, özellikle de Mukteda Sadr ya da Necef merciinden durum karşısında sessiz kalıp onay gelirse. Bu yılın sonlarına doğru yeni bir mekanizmayla dönüm noktası niteliğinde bir seçimin yapılması gerekiyor, söz konusu seçimle birlikte büyük değişiklikler yaşanabilir.

2020 yılında Irak topraklarında ABD ile İran arasındaki çekişmeler devam edecektir. Bu nedenle ülkede verilen kararlarda İran’ın doğrudan müdahalesini ve hegemonyasını göreceğiz. Çekişmeler ve iç sorunlar neticesinde, Irak zayıflamaya devam edecektir ama yıkılmayacaktır. Irak kendi iradesiyle bu durumdan sıyrılamayacaktır. Irak’ı bir devlet olarak yıkmaktan ve çökmekten kurtaran yegâne faktör uluslararası toplum, ABD ve İran’ın desteğidir. Onun dışında Irak 2014 yılında çökmenin eşiğine geldi. Hâlihazırda da uluslararası toplumun desteği olmadan yıkılacaktır.

ABD

Bu yıl gördüğümüz Donald Trump ile geçtiğimiz yıl ya da yeni başkan olduğu dönem gördüğümüzden çok daha farklı. Şuna hem kendine hem de ordusunda daha fazla güveniyor ve savaşa da hazırlıklı. İran ve onun güdümünde çalışan Iraklı güçlere karşı tahammülü de oldukça azalmış. Her geçen gün İran’a karşı yaptırımları sertleştiriyor. Ancak bu Trump’ın savaş yanlısı olduğu anlamına gelmiyor. Aksine hala açgözlü bir işadamı gibi düşünüyor ve İran’ın diyalog masasına çekmeye çalışıyor. Savaşın kazananı olmadığını bildiği için ikinci kez başkanlık fırsatını da tepmek istemiyor. Ancak elinde her hangi bir çözüm yolu kalmaz ise, savaşın birkaç hafta (Mart’ın sonunda kadar) içerisinde yapılmasını uygun görüyor, çünkü ondan sonra yoğun bir seçim kampanyasına girecektir ve savaş Trump için iyi bir seçenek olmayacaktır.

İran

İran bayadır kapsamlı ve uzun vadeli bir strateji üzerinde çalışıyor, adım adım ilerletiyor. Bu arada Irak’ta ortaya çıkan krizleri kendi lehine çevirerek stratejisini uygulamak için daha büyük adımlar atmıştır. IŞİD’in ortaya çıkmasıyla birlikte İran yönetimi, Haydar Abadi, Irak parlamentosu ile mercilerin fetvasından yararlanarak müttefik güçlerinin kapasitesini devlete kıyasla daha fazla artmış oldu. Öyle ki yasal meşruiyet tanınmasını garanti altına alma için büyük bir bütçenin de tespit edilmesine yardımcı oldu.

Daha sonra işgal edilmiş bölgeleri kurtarma görevine soyunarak İran’ın nüfuzunun bulunmadığı Sünni yerlerde kontrol altına almaya başladı. Referandum sonrası yaşanan kargaşadan yararlanarak Kürdistan dışında kalan bölgeleri kontrol altına aldı. Bahsettiğimiz bölgeler Kürdistan Bölgesi’nin, toprağı, insanını ve kaynaklarının yüzde 50’ini oluşturtuyor. Bununla birlikte İran yanlısı (Pro-İran) olmaktan ziyade Amerikan yanlısı (Pro-Amerikan) olarak görünen Kürdistan Bölgesi’nin hükümeti ve siyasetçilerin konumu zayıfladı.

Bu kez sıra Irak’ın yönetim sistemini kontrol altına almaya geldi, bunu da Ekim olaylarıyla yürürlüğe koydu. Bütün bu olup bitenler İran ve müttefikleri için sorunsuz olmadı ama sonuç önemli. 2020’de İran’ın kontrolü ve konumu geçmiş yıllardan çok daha güçlü gözüküyor.

ABD ile İran siyaseti arasındaki fark

ABD’nin aksine İran küresel bir güç değil, aynı zamanda ekonomik ve sanayi güce de sahip bir ülke değil. İran ekonomisi sınırlı bölgesel bir güvenlik ülkesidir. Kendi hegemonyasını uyguladığı ülkelerde amacı pazarı kontrol altına almak değil. Aksine ulusal güvenliği ile rejimi korumayı amaçlıyor. İran’ın, Irak gibi bir ülkeyi kendi hegemonyasına alıp devlet kurumların kendi çıkarları için kullanarak insanı ve maddi kaynaklarında yararlanıp hegemonyasını devam ettirmeyi amaçlıyor. Bu amacını da Şii mezhepli toplumların araçlığıyla hasıl ediyor, ki o da sınırlı.

İran komşuluk ve mezhepsel bahanelerle müdahalelerde bulunuyor ve hegemonyasını uygulamaya koyuyor. Ancak görünen o ki onun hâkimiyeti ve hegemonyasında bulunan toplumlarda, yönetim sistemi iyileştirme ve yaşam kalitesini artırıma yönelik bir çabası yok.

ABD bu konuda daha başarılı, yoksa şu an Basra, Nasriya ve Kerbela birer parlak örnekler olarak Erbil ve Süleymaniye’den daha gelişmiş kentler olmalıydı. Ancak İran’ın önceliği emniyet ve güvenlik birimlerini müttefikleri aracılığıyla kontrol etmekti.

ABD’nin aksine İran yönetimi Irak’ta daha düzenli bir politikaya sahip. Ne istediğini biliyor, neyi hangi yollarla alacağını biliyor ki her zamanda istediğin almıştır. İran’ın Irak’ta kullanacağı birçok siyasi, güvenlik, ekonomik, toplumsal ve dini kozları var. İranlı üst düzey yetkililer Iraklı siyaset, güvenlik ve yönetimde yer alan üst düzey yetkililerle bağlantı ve ilişkileri var. İranlılar hiçbir zaman resmi ve uluslararası protokol yollar kullanarak Irak hükümeti ve siyasi partileriyle iletişim kurma gereğinde bulunmamıştır. Bunun yerine yüksek şahsiyet ve farklı mercilerle iletişime geçiyorlar. Her biri yalnız ve ayır ayrıştırılmıştır. General Kasım Süleymani bu tarz iletişime geçme konusunda uzmanlaşmıştı.

İran hegemonyasının artmasıyla ABD’nin nüfuzu her zaman yokuş aşağı olmuştur, hâlihazırda da Irak’taki siyasi ve yönetimde verilen kararlardaki etkisi daha az görülüyor.

ABD’nin elinde sadece askeri ve ekonomik kozlar var. Esasen Trump Irak devleti ve Bağdat yetkililerini daha az dikkate alıyor. Şu ana kadar İran’a karşı yürüttükleri politika kapsamında Irak’la politika yürütüyor çoğu zaman ikisini de aynı görüyor.

ABD ile İran çekişmelerinde bu yılki senaryolar

2020 yılında 4 farklı senaryonun gerçekleşme olasılığı var, ancak gerçekleşme olasılıkları farklı olacaktır.

Birinci: Geçmişte olduğu gibi, ne savaş ne de barış, ya da vekâlet savaşlarıyla birbirlerini yıpratma

Çok fazla tehlikenin söz konusu olmasıyla birlikte bu senaryonun gerçekleşme olasılığı daha yüksek. ABD, hem İran hem de Irak içindeki durumu ve Şii bloğunda kargaşa yaratmak için bu yıl İran’a karşı yaptırım ve baskıları artıracaktır. Öyle ki aralarındaki bağ ve iletişimin aynı kalmamasını amaçlıyor. Bu durumda ABD güçlerinin savaşa hazırlıklı olma seviyesi en üste çıkarılacak, aynı zamanda İran’ın hatalarından faydalanacak. Ukrayna’ya ait yolcu uçağının düşürülmesinden dolayı uluslararası toplumun ülkeye karşı sergilediği tutumu buna bir örnek verebiliriz.

Öte yandan İran yönetimi, ABD güçlerinin Irak’tan çıkarılması için çabasını sürdürecektir. Bunu da ABD’nin müttefiklerini rahatsız ederek ya da Irak hükümeti ile parlamento aracılığıyla uygulamaya çalışacak. Belki Trump daha fazla rahatsız edilerek İran’a karşı harekete geçerek ABD – İran kargaşasında yeni ve farklı bir boyuta geçilecektir. Belki de kendisi Irak’ı terk etme kararı verecektir. Bu durumda Irak’a karşı yaptırım uygulaması da uzak bir ihtimal değildir. Olası yaptırımlar sonucu Irak büyük bir çöküş ile karşı karşıya kalabilir ki bu da Suriye’de olduğu gibi İran için sorun teşkil etmiyor.

İkincisi: Savaş

Bu senaryonun gerçekleşmesi ihtimali düşük olsa da daha cazip. Bazı gözlemciler İran’ın ülke içinde bir iç patlamadan kurtulmak için ABD ile bir savaşa girmeyi rejimi kurtarmak için daha cazip bir yöntem olarak baktığını söylüyor. Bu metodu da rejimi ayakta tutmak için yaptıklarını savunuyorlar. İran, geçtiğimiz hafta eline böyle bir fırsat geçti ancak değerlendiremedi. Öyle ki Iraklı Şiiler arasında ve İran içinde ABD’ye karşı ağız birliği oluştu ve ABD’nin de bütün cephelerde savaşmak için hazırlık yapamamıştı. İranlıların bu süreçte ikileme düştükleri ihtimali uzak değil, belki de ABD’de yapılacak seçimin kampanyası sürecini bekliyorlar. O sırada İran’da da başkanlık seçimleri yapılacak. O zaman Trump’ın taviz verme olasılığı da uzak bir ihtimal olmayacaktır.

İran’ın 40 yıl boyunca küresel ve bölgesel ülkelerle çekişme halinde olması ilgi çekici bir durum, hâlbuki bütün savaşlarını vekaleten başka ülkelerde başarılı bir şekilde yapmıştır. Direkt olarak hiçbiriyle doğrudan bir savaş içerisine girmemiştir. Türkiye ile Suriye ve Irak’ta kanlı bir çekişmenin içinde olmuştur, ancak 5 bin yıldır bu iki ülke arasında doğruda bir savaş yaşanmamıştır. Bu nedenle ABD ile doğrudan bir savaşa girmek uzun hesaplama gerekiyor.

Üçüncü: Kaos ortamını yumuşatma

Yani ABD ile İran 2020’de seçimlerin netleşmesi için sağlıklı bir süreç geçirmesi. Demokratların adayı Joe Biden’in ABD başkanı seçilmesiyle belki de yeniden nükleer anlaşmaya dönülerek Ortadoğu’nun geleceği için paralel bir anlaşma imzalanacak. Trump’ın yeniden seçilmesiyle birlikte İranlılar iki seçenekle karşı karşıya kalacaklar, ya oyuna kaldığı yerden savaşın eşiğine ulaşacak raddeye kadar devam edilecek, ya da  işadamı Trump kavgacı kabuğundan sıyrılarak beklenmedik bir anlaşmaya öncülük edecek. Bu senaryonun olasılığı düşük.

Dördüncü: Yatıştırma ve Diyalog

Örnek senaryo çekişmelerin her düzeyinde kapsamlı bir anlaşmaya varmak için ciddi bir diyaloga başlamaktır. Bu senaryonda iki tarafın diyalog masasına çekmek için İngiltere ve Avrupa ülkelerine daha büyük bir rol düşüyor. Onlar İran’ın yeniden nükleer anlaşmanın yeniden başlaması, ABD’nin ise Tahran yönetimine karşı uyguladığı yaptırım ve baskıları azaltılması ikna edebilir. Ancak söz konusu senaryonun 2020’de uygulanma olasılığı çok düşük. Güvensizlik ve seçim hazırlığı öncesi bir atmosferde bunun gerçekleşmesi çok zor. Öyle ki siyasette hiçbir senaryonun gerçekleşmesi imkansız değildir.

 

 Dılarwar Alaattin

Meri Enstitüsü Başkanı

 

(Yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Rûdaw Medya Grubu'nun kurumsal bakış açısıyla örtüşebilir ya da örtüşmeyebilir.)


 

Yorumlar

Misafir olarak yorum yazın ya da daha etkili bir deneyim için oturum açın

Yorum yazın

Gerekli
Gerekli