Yezdan Şer olayı: Kürtler tarihine nasıl bakmalı?

4 saat önce
İsmet Yüce
Etiketler Yezdan Şer olayı Kürtler tarihi Bedirxan Bey Cizre Kürdistan
A+ A-

Şu ana kadar çok az Kürd tarihçi veya sosyolog, kendi tarihini derinliğine ve içeriden, Kürdi kabullere göre yazmıştır. Bu ne anlama geliyor? Cemal Nebez’in ünlü deyişiyle Kürd entelektüel yapısı ve siyasası, Kürdistan’ın düşünce, tarih ve milli çıkarlarına içeriden bakmamıştır. Yani tarihe, kültüre ve kabullere dışarıdan, az referansla, yabancı bir gözle bakmış; yazın, yorum ve politikayı kolonyalist bir üst bakışla üretmiş ve yürütmüştür. İçinde bulunduğumuz durum ve çıkmazlar biraz da buradan kaynaklanmaktadır.

Yeni döneme, yani neredeyse 2000’li yıllara kadar referans ve yol rehberi olarak kullanılan kaynaklar; misyoner, kolonyalist ve diplomatik yazındır. Kürdi tarihte de bu kaynaklar temel alınmış, yanlış bilgi, yönlendirme ve yabancılaşma temelli bakış da buradan doğmuştur. Yanlış bilgiler doğruymuş gibi aynen sürdürülmüştür. Böylece birçok tarihi olay, şahsiyet ve kültürel-bilimsel değer Kürdi olmaktan çıkarılarak yok sayılmış, çarpıtılmış ya da başka kültürlere mal edilmiştir.

Bölge sistemleri üzerine çalışmalar yürüten Patricia Crone, bunu şöyle doğru biçimde tespit eder:

“Etnik grup ve aşiretin Ortadoğu’daki rolleri üzerine yapılmış antropolojik çalışmaların çoğu genelde Batı’daki sosyal bilimlerin çerçevesine dayanmaktadır. Ancak Batı ve Doğu’daki toplumların sosyo-kültürel yapıları (strüktürleri) benzer değildir. Bu yüzden etnik topluluklar ve aşiretlerden söz etmek için kullanılan teorik kavramlar Doğu toplumlarına uygun değildir.”

Yeni dönemde ana kaynaktan edinilen bilgiler, referanslar ve milli düşünce biçimiyle Kürd kültürü ve tarihi kendi yolunu bulmaya başlasa da katedilmesi gereken daha çok yol bulunmaktadır. Kürd tarihi referansı gibi gösterilen birçok veri ve kaynak, aslında çarpıtılmış bir Kürd tarihini oluşturmuştur. Neredeyse hakarete varan çarpıtmalar ve yanlış yönlendirmeler mevcuttur.

Şimdiye kadar birçok tarihi veri ve şahsiyet, dönemin karakteristik özellikleri göz önünde bulundurulmadan kabul edilen doğrular gibi sunulmuş; bu yaklaşım daha çok yanlış bir anlayış içinde olan Kürdi çevrelerce sürdürülmüştür. Oysa milli tarih tam tersini gerektirir. Buradan hareketle, 19. yüzyılda Kürd tarihini yanlış aktaran anti-Kürd tarih anlayışına dikkat çekmek gerekir. Bunun başında Simko Şikaki, Kürd milli kurtuluş mücadelesi ve Kürd çıkarlarının neyi gerektirdiği meselesi gelmektedir.

Aynı durum Rawandız Miri Muhammed, Mir Bedirxan Bey ve Şey Ubeydullah Efendi için de geçerlidir. İlginçtir ki bu milli karakterler, Kürd kurtuluş mücadelesinin ana tarihsel figürleridir ve aynı dönemlere denk gelmektedirler. Buna rağmen hem Kürd milletine hem de dış dünyaya yanlış ve eksik biçimde tanıtılmış, bu yanlış anlatım dışarıdan üretilmiş ve sürdürülmüştür. Oysa bu şahsiyetler, Kürd milli kurtuluş mücadelelerinin ve milli oluşumun temel taşlarıdır.

1830’lu yıllarda Mir Bedirxan Bey döneminde bölgeyi dolaşan seyyahlar, Cizre bölgesinin imparatorluğun en güvenli bölgelerinden biri olduğunu aktarmaktadır. Bedirxan Bey, diğer dini cemaatlere karşı oldukça hoşgörülü bir tutum sergilemiştir. Merkez kazası Cizre’de, kiliselerine saygı duyulan 50 Keldani ve 20 Yakubi ailesi yaşamaktaydı. Daha sonra özellikle Amerikan ve İngiliz misyonerleri, yüzyıllardan beri aynı bölgede uyum içinde yaşayan Asuri ve Kürdler arasındaki dostane ilişkilerin bozulmasında büyük rol oynamışlardır. Bedirxan Bey’e karşı ayaklanmalar için bu güçler çeşitli oyunlar sergilemiş ve bunda başarılı olmuşlardır. Anti-propaganda tarihi de böylece başlamıştır.

Şimdiye kadar sorgulanmadan yanlış bilinen bir başka tarihsel figür Yezdan Şer Bey’dir. Yezdan Şer Bey’in tarihin yanlış tarafında durduğu ve bu tutumunun Mir Bedirxan Bey’in yenilgisine neden olduğu sıkça yazılmıştır. Oysa bu da diğer birçok tarihsel veri gibi, yanlış bilgi ve referansların süreklilik içinde aktarılmasından kaynaklanmaktadır. Aynı durum, 19. yüzyılda Kürd milli mirlerinin azınlıklarla ilişkilerinde de görülmektedir. Misyoner ve kolonyalist tarih yazımı, bu ilişkileri Kürd milli tarih ve çıkarlarına karşı kullanmış; en çok da bu yanlış tarihin yeniden üretilmesinde Kürd yazını araçsallaştırılmıştır.

Bedirxan Bey’in milli mücadelesinin ana askeri gücünün komutası Yezdan Şer Bey’e bağlıydı. Ancak yeni kaynaklarda, Yezdan Şer ve babasının gözetim altında tutulduğu ve etkili olmadıkları yönünde iddialar yer almaktadır. Osmanlı’nın, mirliğin askeri gücünün çok üzerinde bir kuvvetle saldırdığı bilinmektedir. Yezdan Şer’in ihanet ettiği yönündeki bu anlatı, 1930 yılında sahte bir isimle Fransızca yayımlanan bir kitapta uydurulmuş; o tarihten bu yana tarihçiler bu hatalı anlatıyı birbirlerinden kopyalayarak sürdürmüşlerdir. Burada anlatılmak istenen mesele, olayın doğruluğu ya da yanlışlığından çok, Kürdi tarihe bilinmeyen ve sorgulanmayan referanslarla yaklaşılmasının yarattığı sorundur.

1854–55 yıllarında Yezdan Şer Bey, Osmanlı’ya karşı ayaklanmış ve Botan bölgesinin büyük bir kısmını denetim altına almıştır. Yezidi Kürdlerin ve diğer etnik grupların katıldığı bu savaş, başta 30 bin kişiyle başlamış, sonraki aşamalarda bazı kaynaklara göre 60 bin savaşçıyı aşmıştır. Birçok cephede Osmanlı güçleri yenilgiye uğratılmıştır. Diğer Kürdi direnişlerde olduğu gibi bu mücadele de İngilizlerin çeşitli oyunları ve Osmanlı’ya verdikleri destek sonucunda, Yezdan Şer Bey’in yakalanarak hapse atılmasıyla sona ermiştir.

Bu tarihsel değerlendirmelerle bağlantılı olarak günümüzde, başta Rojava ve Bakur olmak üzere Başur ve Rojhilat zor ve fırtınalı dönemlerden geçmektedir. Sürekliliği olmayan, anlık kararlara dayalı ve millete yaslanmayan bir karmaşıklık içinde sistem yürütülmektedir. Oysa içeride ve dışarıda ciddiye alınabilmenin, milli gelecek ve başarının temeli; ideolojik ya da taktiksel duruşlardan ziyade, içeriden beslenen milli güçlenme ve bütünlüklü, sürekliliği olan bir duruşla mümkündür. Bahsettiğimiz tarihsel şahsiyetler - Nemir Mustafa Barzani ve Başkan Mesud Barzani başta olmak üzere - hâlâ anılıyorsa, bu milli ruh ve gelecek için çalışmış olmalarındandır.

Not:

Nejat Abdulla, İmparatorluk, Sınır ve Aşiret, Avesta Yayınları.

Patricia Crone, The Tribe and the State, J. A. Hall, States in History, Oxford.

(Yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Rûdaw Medya Grubu'nun kurumsal bakış açısıyla örtüşebilir ya da örtüşmeyebilir.)

Yorumlar

Misafir olarak yorum yazın ya da daha etkili bir deneyim için oturum açın

Yorum yazın

Gerekli
Gerekli
 

Son paylaşılanlar

Fotoğraf: Rûdaw

Cioran ve Kürtler

Cioran’ın anadilinden kaçışı ile Kürtlerin anadile dönüş ihtiyacı arasında varoluşsal bir karşılaştırma: Dil, insanın hem evi hem de kaderidir.