Nemir Mele Mustafa Barzani’nin yaşamı ve Kürdistan mücadelesi ayrıntılı biçimde referanslandırılmıştır. Birçok dilde yaşamı ve mücadelesi okunabilir. Özellikle Kürdistan tarihinde ve milli Kürd düşüncesinin oluşumunda köşe taşı niteliğinde olan “Uzun Yürüyüş”, Başkan Mesud Barzani tarafından kitabında ayrıntılı biçimde yazılmıştır. Önemli olan, onun Kürdistan düşünce sistemi ve yoluna sahip çıkmaktır. Bu iki bağlantı günümüzde milli anlamda daha da hayati önemdedir.
Milletler tarihinde önemli yaşamsal evreler vardır. Bunlar, o milleti millet yapan, tarihi birlik ve millet ruhunu sağlamlaştıran ve bir arada tutan evrelerdir. Kürd milletinin tarihinde bunun derinliği fazla olmamakla birlikte, olan örnekler oldukça etkileyici ve derindir.
Mele Mustafa Barzani’nin Uzun Yürüyüşü, Kürd hafızası ve ruhunda büyük bir birlik ve millet ruhu oluşturmuştur. Bu oluşum modern zamanların birlik ve kurtuluş miladı sayılabilir.
Bave Kurda, 14 Mart 1903 yılında Barzan’da dünyaya geldi. Daha 3 yaşındayken Osmanlı güçlerinin, büyük kardeşi ve döneminde özelliklerine az rastlanır bir reformcu olan, Kürdi düşüncenin sahibi ve yürütücüsü büyük Şeyh Abdulselam Barzani’yi tutuklaması üzerine annesiyle birlikte Osmanlı zindanlarında 9 ay mahpus kaldı.
Yine dönüm noktası olan 1931–1932 yıllarında Mergesor ve Şerwan bölgelerinde Britanya mandasına karşı savaştı. Bu savaşta Peşmerge komutanlığı yaptı. Ağustos 1945’te Barzan bölgesine yapılan saldırı karşısında Peşmerge, Mele Mustafa önderliğinde güçlü bir direniş sergiledi.
22 Ocak 1946’da Qazî (Kadı) Muhammed’in Kürdistan Cumhuriyeti’ni ilan etmesiyle askeri komutan oldu. General Barzani bu süreçte Mahabad’ı savundu. II. Dünya Savaşı’nın sona ermesinden sonra İran saldırıları ve uluslararası desteğin çekilmesiyle Kürdistan Cumhuriyeti büyük bir saldırı ve katliamla yıkıldı. Kürdistan Cumhuriyeti Ordusu Komutanı General Barzani ile İran güçleri arasında büyük çatışmalar yaşandı.
Bu süreçte milletimizin tarihinde önemli bir başka başlangıç olan KDP, 16 Ağustos 1946’da I. Kongresi’ni yaparak kuruluşunu gerçekleştirdi.
Kürdistan Cumhuriyeti’nin yıkılması ve İran saldırılarından sonra, Sovyetler Birliği’ne doğru uzun yürüyüşten başka bir çare kalmamıştı. 12 yıl sürecek sürgün hayatı bu yürüyüşle başlayacaktı.
Mele Mustafa Barzani’nin ve peşmergelerin uzun yürüyüşü 16 Nisan 1947’de başlamış ve 18 Haziran’a kadar, yani 62 gün sürmüştür. 16 Haziran 1947 tarihinde ilk öncü grup Sovyet sınırına ulaşmış, bu grup 17 Haziran’da sınırı geçmiştir. Mele Mustafa Barzani ise 18 Haziran’da son grupla birlikte Aras Nehri’ni geçmiştir.
Dört ülke topraklarında gerçekleşen bu yürüyüş, yer yer Kürdistan toprakları olmak üzere Irak, Türkiye, İran ve Ermenistan üzerinden yapılmıştır. Neredeyse her geçiş noktasında çatışmalar yaşanmış, büyük lojistik zorluklara rağmen yaklaşık 1000 kilometrelik yürüyüş tamamlanmıştır. Yolculuğun geçtiği Kürdistan topraklarında grup, halkın büyük sevgi ve desteğini görmüştür.
Bu yürüyüşün sonunda 499 Peşmerge nehri geçmeyi başarmış, 4 kişi ise şehit düşmüştür. Uzun ve destansı yürüyüş böylece bir sürgünün başlangıcı olmuştur.
Aras Nehri’nden geçiş süreci, dünya gayri nizami harp literatüründe son derece ilginç örneklerden biri olarak yer alır. Aras, Kürd edebiyatına da taşınmış ve Kürd direnişinin sembollerinden biri haline gelmiştir.
Hayli zorlu bir seferin ardından, 12 yıl boyunca kimsenin onlardan haber alamadığı bir şekilde ülkelerinden uzakta yaşadılar. Önce Nahçıvan’a yerleştirildiler. Bu kampta zor koşullar altında 40 gün kaldıktan sonra Azerbaycan Cumhuriyeti’nin çeşitli bölgelerine dağıtıldılar. İlk durak olarak Şuş şehrine götürüldüler.
29 Eylül 1947 günü Mele Mustafa Barzani Bakü’ye götürüldü. 28 Ağustos 1948’de Özbekistan’da, Taşkent yakınlarındaki Çerçuk Kampı’na yerleştirildiler. 13 Mart 1949’da hile ile uçakla Aral Gölü yakınlarında bulunan Çamyayla beldesine götürüldüler.
1951 yılına kadar dağınık biçimde tutulan Peşmerge ve komutanlar bu yıl bir araya getirildi. Ancak bu zamana kadar çok uzun ayrılıklar, sıkıntılar, açlık ve zorluklar yaşadılar.
Nemir Barzani, 6 Ekim 1958’de Bağdat’a döndü. Sovyetler Birliği’nde kalan yaklaşık 500 Peşmerge ise 1959 yılında aileleriyle birlikte uzun bir yolculuğun ardından Kürdistan’a döndü.
Mahabad Kürd Cumhuriyeti’nin yıkılmasından sonra Sovyetler Birliği’ne geçen Mele Mustafa Barzani, Iraklı General Abdülkerim Kasım’ın ülkede darbe gerçekleştirmesi ve Kürdlerin haklarını tanıyacağı yönündeki sözleri üzerine 26 Ekim 1958’de Kürdistan’a geri döndü.
Ancak Abdülkerim Kasım’ın Kürdlere verdiği sözleri yerine getirmemesi üzerine Mele Mustafa Barzani önderliğinde 11 Eylül 1961’de başlayan mücadele, dokuz yıl sonra Irak devletinin Kürdleri tanıması ve otonomi verilmesiyle başarıya ulaştı. Bu süreç tarihe Eylül Devrimi olarak geçecektir.
Verilen sözlerin tutulmaması ve Cezayir Anlaşması ile tanınan hakların ihlal edilmesi üzerine 1975’te savaş yeniden başladı.
Nemir Barzani bu süreçte hastalandı ve tedavi için gittiği Amerika’da 1 Mart 1979’da hayatını kaybetti. Naaşı Rojhilat Kürdistanı’nda bulunan Şino’ya getirildi. Daha sonra, 1991’deki Raperin Devrimi’nin ardından dünyaya geldiği Barzan’da sonsuz istirahatgâhına defnedildi.
Özgürlükten sonra Barzan’da, “Mezarım bir peşmergenin mezarından yüksek olmasın” dediği yerde sonsuzluğa uğurlandı.
Bugün burada milli düşüncenin başka bir önderi olan oğlu İdris Barzani ile yan yana yatmaktadır. Alanın ortasında büyük bir Kürdistan haritası, kütüphane, müze, misafirhane ve Kürdistan’ın dört parçasını temsilen dört türbe bulunmaktadır.
Bave Kurda, diplomasi ve güçler dengesini iyi okurdu. Onun için Kürdistan tek parçadır ve diğer parçalarla iyi ilişkiler kurmuş, destek vermiştir. Arapça, Farsça ve Rusça bilirdi; Arap ve Fars edebiyatını takip eder, Kürd klasik edebiyatına ise özel bir ilgi duyardı.
Efsanevi generalin 500 (560) Pêşmergesiyle gerçekleştirdiği uzun yürüyüş, yenilginin değil direnişin ve milli bilincin oluşumunun temelidir. Tarihte buna benzer efsanevi hareketlerden biridir.
Buna bir örnek olarak, Kürdistan’ın en batısı sayılabilecek Afşin’de 1980’li yıllarda okur yazar bile olmayan büyük nenemin, Diyarbakır’da çalışmak için gelen bir genç teknisyene Mele Mustafa Barzani’yi sorduğunu hatırlarım. Bu bilme ve hatırlama, işte anlatılan o efsanevi yürüyüşün yarattığı etkinin sonucuydu.
Bu yürüyüş basit bir geri çekilme ya da zorunlu bir kaçış değil; ulusal direnişi korumak, Pêşmerge gücünü tasfiye ettirmemek ve mücadelenin geleceğini güvence altına almak amacıyla alınmış son derece bilinçli, stratejik ve tarihsel bir adımdır.
Gelinen aşamada, o koşullarda her türlü riske ve zorluğa rağmen alınmış doğru bir karar olduğu görülmektedir.
NOT:
- Barzani ve Kürd Ulusal Özgürlük Hareketi, Mesud Barzani, Doz Yayınları
(Üç cilt halinde Türkçeye çevrilen bu kitabın birinci cildinde Mele Mustafa Barzani ile bu uzun yürüyüşe çıkanların tam listesi de yayımlanmıştır.) - Mustafa Barzani and the Kurdish Liberation Movement (1931–1961), Mesud Barzani
- Kürdistan Bayrağının Altında Mustafa Barzani: Yaşamı ve Eylemi, Xoşevi Babekr – Pauel Shehtman
- Kürdistan Cumhuriyeti’nin Yıkılmasından Sonra Barzanilerin Uzun Yürüyüşü (1945–1949), Abbas Xezali Mirxan, Avesta Yayınları
- Begleri, Haydarkuli, Hatırat-ı Yek Serbaz, Tahran, Arteş Yayınları
(Yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Rûdaw Medya Grubu'nun kurumsal bakış açısıyla örtüşebilir ya da örtüşmeyebilir.)
Yorumlar
Misafir olarak yorum yazın ya da daha etkili bir deneyim için oturum açın
Yorum yazın