Bu yazı aslında bir makale olmalıdır. Fakat zaten yanlış üzerine kurulan bir tarih ve anlayışın daha da trajik olmaması için iki bölüm hâlinde ele alınması gerekti. Birinci bölümde, Alevi, daha çok da bizim alanımız olan Kürd Alevi düşüncesinin nasıl bir yanlış tarih üzerine kurulduğu anlatılacaktır. İkinci bölüm ise Kürd tarihi ve düşüncesinin yanlış anlatımı üzerinedir. Oysa bütün yanlış tarihlerde olduğu gibi, Kürd Aleviliği anlatılarak bu işin içinden kolayca çıkılabilirdi.
Yanlış üzerine kurulan tarih; toplum, kurum ve entelijansiya tarafından kabul görünce, düşünce sisteminde psikolojik bir boşluk oluşuyor. Böylece sistemin kabul ettiği olgu sürüp gidiyor ve doğruya ulaşmak artık mümkün olmuyor.
Kürd tarihinde de aynı yanlış ve kabul sürüyor. En önemsediğimiz isimlerden Muhammed Emin Zeki Bey, “Kürd Tarihi” kitabının önemli bir bölümünün referansını Dr. Friç’ten alıyor. Dr. Friç ise “Kürdler” kitabını, Kürd dili ve milleti yoktur teorisini savunmak için yazmış, sahte isim kullanan bir Türk. Kitabın sonlarına doğru bu durum fark ediliyor. David McDowall’un “Modern Kürd Tarihi” adlı, referans kabul edilen Kürd tarihi kitabı ise Kürd’e yönelik hakaretlerle dolu. Anlam verilemediği ve Kürd’ün kendine Kürd olarak bakamadığı için bu hakaretler kabul görüyor. Başka milletlerde ve tarihlerinde böyle bir kabul yoktur.
Ahmet Kardam, ömrü boyunca Kürd’e karşı Türk solunda ileri düzeyde yöneticilik yapmış bir isimdir. Kürdi ruha ve kabule çok uzak bir yerde dururken, tesadüfen Bedirxani olduğunu keşfediyor ve Kürd tarihi yazıyor. Konuya oryantalist, dışarıdan bir bakışla yaklaştığı için yanlış ve hakaret içeren bir tarih ortaya çıkıyor. Abdurrezak Bedirxan’ı anlattığı son kitabı da bu anlamda yanlış bir tarih ve hakaret içermektedir. Doğrusu ve milli bakış için Hasan Cuni’nin “Abdurrezak Bedirxan” (Peri Yayınları) kitabına bakılabilir. İsteyen iki eseri karşılaştırabilir. Aynı biçimde Barbara Henning’in “Bedirxani Aile Tarihi” kitabı ile Ahmet Kardam’ın “Bedirxan Bey” kitabı karşılaştırıldığında, dışarıdan ve ilgisiz bakışın nasıl olduğu açıkça görülecektir. Henning, daha içerden ve kaygılı bir bakış sunmaktadır.
Nejat Abdulla’nın “İmparatorluk, Sınır ve Aşiret” kitabı büyük bir emek ürünüdür; ancak aynı sorun burada da vardır: meseleye kendi derdi gibi bakılmıyor. Dışarıdan, başkasının sorunuymuş gibi değerlendiriliyor. İnsan sormadan edemiyor: Neden, kimin için yazdın? Konuya kimin gözünden bakıyorsun? Neden pozitif ayrımcılık yapmıyorsun?
Bakur’da Kürd resmi ideolojisinin yazınına değinmeye dahi gerek yok. Hem Kürd tarihini son elli yıldan başlatıyorlar hem de trajikomik bir biçimde, düşünce zemini oluşturmadan fikirler gidip geliyor. Dersim yazınında da Türk solunun arabesk anlayışı ile Kürd resmi ideolojisinin düşünce ve yazın sistemi aynı kaderi paylaşıyor. Kürdi olmayan yanlış bakış, süslenerek derinleştiriliyor.
Resmî ideolojinin tanımı biliniyor: Bir milletin egemenliğini elinde tutmak için uygulanan sistemin toplamıdır. Bu güç, elinde her türlü aracı bulundurur ve yanlış tarih üretmek için kullanır. Örneğin Türk resmi ideolojisi; emniyet güçleri, okullar, basın, hapishaneler, parti ve dini kurumlar ile sivil toplum örgütleri aracılığıyla Kürd milleti üzerinde etkinliğini güçlendirir. Aynı sistemi Bakur’da sözde Kürd yapılanması da resmi ideoloji tarzında sürdürmekte; Kürd aklını, bilincini, düşüncesini, sosyolojisini, tarihini ve yaşam biçimini yanlış bir tarzda şekillendirmektedir. Bu yapının silahlı, ekonomik, kültürel ve bürokratik unsurları; belediyeler, milletvekilleri vb. yapıları vardır. Sayısız gazete, dergi, kitap, sosyal medya ve internet sayfası aracılığıyla Kürd bilincinin, Kürdlük adına dumura uğratıldığı; anlamsızlaştırıldığı ve ne olduğu belirsiz tanımlarla sosyal yapı ile tarihin bozulduğu görülmektedir.
Sanırım çözüm, doğru ve milli bakıştan geçiyor. Soran Hamarash’ın “Anlatılmayan Kürd Tarihi” ve Mehrdad Izady’nin “Kürdler” (Nubihar Yayınları) adlı eserleri, tarihe milli ve içerden bakmaktadır. Olumsuz ve kıyısından bakan örnekler çoktur ve genelde bu bakış kabul görmektedir. Doğru ve milli bakışı yansıtan yazın ise sınırlıdır. Buna rağmen Kürd aydın çevresi bu kaynaklardan uzak durmayı tercih etmektedir.
Cemal Nebez’in “Kürd Ulusal Düşüncesi”, “Kürd Ulusal Kimliği ve Sorunu” ve son olarak “Yarsani Felsefesi ve Düşüncesi” kitapları çevrilmiş ve Sitav Yayınları tarafından yayımlanmıştır. Kürd ve Kürdistan düşüncesine ve tarihine içeriden, sahiplenici bir bakışla yaklaşma teorisi bugün bu yanlışlara karşı cepheden milli bir bakış oluşturmaktadır ya da oluşturmalıdır.
Yanlış üzerinde hareket edildiği için doğruyu ve milli yolu bulmakta zorlanıyoruz. Bu kaygılı ama dışarıdan ve ilgisiz bakış, dallanıp budaklanarak sürmektedir. Doğru, milli ve içerden bakan anlayış ile tarih yazımı ise düşünce ve sistem oluşturmada zorlanmaktadır. Kürdi tarih, yanlışın duvarına çarparak geri dönmekte; anlayış ve algı da içinden çıkılmaz bir hâl almaktadır.
(Yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Rûdaw Medya Grubu'nun kurumsal bakış açısıyla örtüşebilir ya da örtüşmeyebilir.)
Yorumlar
Misafir olarak yorum yazın ya da daha etkili bir deneyim için oturum açın
Yorum yazın